Yönetimin Defosu
Bursa Ticaret ve Sanayi Odası, düşünce yapımızı ve yargılarımızı sorgulamaya zorlayan bir seminere imza attı. Birkaç gündür ruh halimi yansıtan sıkıntılı yazılara ara verip semineri izleyeyim dedim. İyi de etmişim.

Dünya Yalın Enstitüler Koordinatörü Brezilyalı Prof. Jose Roberto Ferro tarafından verilen Yalın Düşünce Semineri’ne ilgi oldukça fazlaydı.

Sevindirici olan ise, yöneticilerden daha çok, patronların izlemesiydi. Çünkü, bizde bazıları, herşeyi bildiklerini düşündüklerinden, bu tür etkinliklere müdürlerini gönderirler. Daha önce, Üzeyir Garih’in bir konferansına gitmesini önerdiğimde “Gidip ne olacak? Bana işimimi öğretecek? İşimi biliyorum ki başarılıyım, ayaktayım” diyen bir işadamı dostumu da bu seminerde gördüm ve çok sevindim.

Dünyanın en önemli yönetim gurusu olan Toplam Kalite felsefesinin babası Deming "Benim mesajım yöneticilere değil, patronlara. Aynı seminerleri kendi ülkem olan Amerika’da verdim. Beni müdürler dinledi. Japonya’da ise patronlar dinledi. Bu nedenle felsefem Japon mucizesini yarattı."demişti.

İşte bu seminer de özellikle patronların izlemesi gereken bir seminerdi. Açılış konuşmasını yapan BTSO Başkanı Celal Sönmez, seminer konusu olan yalın düşünce sistemini “müşterinin sesini dinlemek, süreçlere odaklanmak, sürekli iyileştirmeyi hedeflemek ve toplam çevrim süresini kısaltmak” olarak özetledi.

Prof. Ferro ise oldukça iyi bir performans sergilediği seminerde, ağırlıklı olarak değer akışı üzerinde durdu.

İtfaiyeciliği Bırakın

İşletmelerin en büyük hadikapı yönetimin defosuydu. Resmin bütününü görmeyen, sistem düşüncesi gelişmemiş, yangın söndürmekle meşgül yönetim tarzının, gelişmenin önündeki en önemli engel olduğuna işaret etti Pof. Ferro.

Bu tarz yönetim anlayışı, değer yaratamazdı. Çünkü, düzeltmeler, sorun çözmeler bir değer yaratmıyordu. Prof. Ferro, izleyicilere şu soruyu yöneltti: “Neden birşeyleri düzeltme çabası içinde koşuşturup duruyorsunuz?”

Fiyatı, termini, üretim süreçlerini müşteri belirliyorsa, müşterinin davranışlarını izlemek, alışkanlıklarını irdelemek ve geleceği okumaya çalışmak gerekmez miydi? Önemli olan teknikler değil, sistemler olduğunun altını çizdi Prof. Ferro, önemli olanın, ucuz işgücü ya da kur avantajı olmadığını, yönetim kalitesi ve sistem yaklaşımının rekabete yön verdiğini vurguladı.

Prof. Ferro’nun baz aldığı Toyota Üretim Sistemi, bu vurgunun teyidiydi. 20 yıldır karlılığını maksimize ve standardize etmiş olan Toyota’nın geçen yılki karı 6.5 milyar dolar. Dünya devi GM’in 100 milyon dolar, Volkswagen’in ise “0” dolar. Prof. Ferro, bu sonucun tümüyle sistem anlayışının sonucu olduğuna ve bir tesadüfü yansıtmadığına işaret ettiği seminerde değer akışı haritalamanın önemine değindi.


Süleyman Işık
Bursa Hakimiyet Gazetesi
{27 Kasım 2002}