Yaşam koşul ve dinamiklerinin sürekli değişimi, yenilenmesi, hatta yer değiştirmesi sonucu "esnek, hızlı ve yalın olma" kavramları ile sık sık karşılaşıyoruz. İnsanoğlunun güçlü varolma içgüdüsü fizyolojik ve güvende olma ihtiyaçlarını ön planda tutar. Dolayısıyla bu önceliklerin karşılandığı oranda toplum sorunlarına duyarlı bireyler yetişebilir ve sosyal sorumluluk bilinci oluşabilir.
İş yaşamında duyduğumuz ve uygulanan "Yalın Düşünce" sistemiyle üretilen ürün ve hizmetler, süreç israflarından arınmış ve sadeleşmiştir. Sonrasında sunulan değer, mükemmelliğe ulaşmış ve kârlılık artış beklentisi yükselmiştir. Yalın Düşünce'de israf, bilinen anlamının ötesinde, müşteri açısından da bir değer ifade etmeyen fazladan bedel ödemeyi kabul edemeyeceği her şeyi kapsar. Böylece tasarımdan sevkiyata kadar tüm süreçlerde, ürün/hizmet oluşum aşamalarında her türlü israfın (hatalar - aşırı üretim - stoklar - beklemeler - gereksiz işler - gereksiz hareketler - gereksiz taşımalar) yok edilmesi ile maliyetlerin düşürülmesi, müşteri memnuniyetinin artırılması, piyasa koşullarına uyum esnekliğinin kazanılması, nakit akışının hızlandırılması hedeflenir.
Bu sistemi peki ev yaşantımıza taşıyabilir ve uyarlayabilir miyiz? Neden olmasın?
İş ve ev arasında gelip geçen devir daim eden zaman içinde, mutluluk arayışı içindeki kişi ya da kişileri (toplumun hangi kesimini temsil ediyorsa etsin) evinde huzur arayışına itiyor.
Sosyal adalet ve sosyal güvenliğin temeli olan ev, bir anlamda da yuva daha da önem kazanıyor. Ev mekansal ve fiziki bir alanın tanımı iken, yuva daha çok duygusal anlamda bağ kurulan bir kavram. Bize lanse edilen ev tipini unutarak kendimiz için bir mekan, bir ev hayal edelim; çocuklarımızın çizdiği bahçeli evleri düşünelim, şimdi yaşadığınız mekanı gözden geçirelim. İhtiyacımız olan, her an kullandığımız ve olmazsa olmaz olan neler var? Her eşyayı, mobilyayı ve her m2 alanı verimli kullanabiliyor muyuz?
Geniş toprakları olan, görkemli tarihi geçmişe sahip bir ülkede yaşıyoruz. Uluslararası arenada T.C.'nin saygınlığı tüketim ve israf çılgınlığı ile mi artırılmalı? Kaynak, emek, enerji ve alan israfı ile yapılan (sağlamlığı tartışılır) evleri, günümüzde ödeme kolaylığı da sağlanan 100 m2 üstü evi her tercih edişimiz bizler kadar ülkemiz için de bir kayıp değil mi? Bir anektod ile vurgulayalım. Yabancı bir firma sahibi Türk ortağının villasını ziyaretinde ortağının evinde iki kişi ve birkaç hizmetlinin yaşadığını öğrenince oldukça şaşırır. Sebebi ise, ülkesinde öğretilenlerin tam tersi ile karşılaşmasıydı. Ülkesinde ona, gerekli olan her şeyin bir yerinin olduğu, bunun ise doğru malzemenin doğru yerde, doğru zamanda, doğru miktarda, doğru imalatla ve sadece yerli yerinde kullanılması öğretilmişti.
Yaşam tarzları, konfor şartları ve tercih sebepleri değişiyor... Daha bilinçli ve sorgulayan, ne istediğini bilen genç nesil tüketiciler gelecek yıllarda önemseyen, detaycı yaklaşımlarla dizayn edilen yalın evleri ve onların konfor şartlarını tercih ediyor olacak. Teknolojinin yardımıyla ev işlerinin kolaylaştığı görülürken; kullanılan mobilya, giysi ve araçlarla rahatlığın sağlandığı evlerde bireyler hobileri ile, sevdikleri ile, spor ile, sanat ile daha çok zaman geçirebilecekler.
Bu yaklaşım tarzı, aileden başlayan yalınlığı ülkeye, hatta dünyaya taşıyor olacak.
Unutmayalım ki; sadece yönetilen değil yönetime ortak olabilen, her alanda yalınlığı içine sindirmiş, bilinç seviyesi yüksek toplumlar yeryüzünde kalıcı olabilecek...
Güzeyde Kaçar (Mimar)
Funika Dünyası Dergisi (Sayı: 34)
{2005}






